Lancome etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lancome - La Vie Est Belle (2012)

07:46




Kadınların çok yakından tanıdığı ünlü Fransız cilt bakım kozmetiği markası olan Lancome 1935 yılında Armand Petitjean tarafından Fransa’da kurulmuş.Cilt bakım, parfümler, kozmetik  ürünleri faaliyet gösteriyor. Şu anda marka L’Oreal ile beraber çalışıyor.  Hypnose ve Miracle ile parfüm dünyasında önemli bir yere sahip olan marka, daha çok kadın parfümleri üzerine üretim yapıyor. Miracle ve Hypnose da bunlardan en önemlileri. La vie est Belle, markanın 2012 yılında piyasaya sunduğu parfümü. Parfümün tasarımını Olivier Polge, Dominique Ropionve Anne Flipo üstlenmiş. Parfümün Reklam yıldızı ise başarılı sanatçı Julia Roberts. Gerek tasarımcıları ile gerekse Reklam yüzü seçimi ile bu parfüme ne kadar önem verdikleri ortada. Peki koku bu kadar başarılı mı?

Parfümü ilk sıktığımda adeta şok geçiriyorum. Daha önce Keiko Mecheri Loukhoum'da yaşadığım şoku şimdibu parfümde yaşıyorum. Parfümün açılışı adeta bir bombardıman gibi.  Çikolata ve siyah üzümün birlikteliği, hele ki bu gruba vanilyanın da katılması ile resmen atom bombası gibi bir şey çıkmış ortaya. İnanılmaz derecede yüksek bir tatlılık. Oda parfümü havasında bir başlangıç resmen. Daha ilk saniyelerde tokat attı bana ve bu mu bayanların yere göğe sığdıramadığı parfüm dedim. Aşırı yoğun, rahatsız edici bir başlangıç. Tam umudu kesmişken, bir kaç dakika sonra burnuma değişik kokular gelmeye başladı. Siyah üzüm bağının arkasına gizlenmiş çiçeklerin kokusu gibi adeta. Yasemin ve portakal çiçeği bu kısma hafif tatlı ama floral bir hava katmış.Yavaş yavaş irisinde devreye girmesi ile o alışılmış pudramsı koku ile karşı karşıya kalıyorum. Her ne kadar beğenmesem de bu kısmı yine de o ağır başlangıca oranla daha tahammül edilir bir düzeyde.

Orta kısma geldiğinde ise tatlılık biraz artıyor. Armut, paçuli ve tonka fasulyesi rollerini sık sık değişerek gösteriyorlar kendini.
Son kısıma geldiğinde ise, tonka fasülyesi ve paçuli hakimiyetinde ilerliyor parfüm. Paçuli kremsi bir şekilde kullanılmış, ara ara yapaylık hissediliyor. İristen gelen pudralı yapı burda da devam ediyor. Bu kısımı da sevemedim.

Evet,  son zamanlarda adından çok söz ettiren bir parfüm Lancome La vie est Belle. Ancak ben pek başarılı bulamadım. Parfüm çok ağır bir başlangıç yapıyor ve ilerledikçe yapaylık hissediliyor. Parfümün tüm notalarını tek tek seçebiliyorsunuz. Kokunun kalıcılığı muazzam derecede iyi. Zaten benim denediğim EDP formuydu. Farkedilirlik ortalama diyebilirim. Çoğu platformda parfümü Viktor&Rolf Flowerbomb'a benzetmişler fakat ben pek bir bağlantı kuramadım.La vie Est Belle, Fransızcada ''Hayat Güzeldir'' demek fakat parfüm için aynı şeyi diyemeyeceğim. Tatlılık oranları ve kullanılan çiçeklerin verdiği hava hemen hemen aynı olsa da, koku kullanımları farklı. La vie Est Belle, tenden ayrılmaya yakın sürede ise pudramsı bir paçuli bırakıyor geriye ve yol alıp gidiyor. Parfüm kesinlikle soğuk kış mevsiminde kullanılmalı. Kesinlikle sıcak havalara gidecek bir parfüm değil. Çiçeklere aldanmayın derim sakın.

Koku Güzelliği : 4/10
Farkedilirlik:  6/10
Kalıcılık: 8/10

Read More

Lancome - Trophee Lancome (1982)

00:05

"Taze, yeşil şipre nasıl olur sorusunun cevabı.." 


Bu sefer karşımızda Lancome’un eskilerden bir kokusu var. Parfüm 82 çıkışlı klasik bir şipre. Aslında üretimi kesilmişti ama lancome yaptığı hatanın farkına varınca 2002’de yeniden üretmeye başladı. Bu yazıda incelemesini verdiğim orijinal 82 çıkışlı vintage versiyon. Bakın ne yazıyor orada? 1982. 80lerde çıkmış olması ne demek? Çok yüksek ihtimal güzel/kaliteli bir koku olması demek değil mi? Evet. Hem de şipre. Hem de adı trophee, hem de kapağı golf topu şeklinde. Valla hiç sona saklayamayacağım yorumumu; koku süper, daha iyi olamazdı. Klasik 80ler taze yeşil şipresi. Trophee Lancome; adını ve şeklini Lancome tarafından 1970'den 2003'e kadar sürdürülmüş olan Trophee Lancome golf turnuvasına adanmış olmasından alıyor.
Trophee Lancome' un harmanı:

üstte: limon, fesleğen, misket limonu, petitgrain
ortada: meyveli notalar, yeşil notalar, yasemin, defne, silhat, sedir
altta: misk, laden reçinesi(tavşanak), meşe yosunu, amber, tonka fasulyesi
notalarından oluşuyor. Harman üst düzey. Tam bir 80'ler parfümünden bekleyeceğiniz kalitede. 30 yıllık parfüm olmasına rağmen notaları tek tek, canlı ve keskin şekilde vuruyor. Ama rahatsız edici değiller, gayet uyumlu bir bütünlükteler. 2002 çıkışlı versiyonun kağıt üstünde harman içeriği hemen hemen aynı sadece orta harmandaki bazı notalar diplere çekilmiş. Onu kullanmadığımdan kıyas yapamıyorum. Trophee gözünüz kapalı koklatılsa sizi direk 80lere götürecek derecede mükemmel bir harmana sahip. Sentetiklik yok.

Kokusuna gelelim. 80'ler parfümü olunca bazılarınıza ağır gelir bu tip parfümler sürekli. Ama bu parfüm bir şipre. Şimdi bu yabancı tabirlere alışkın olmayanlar, ya da eski parfümleri bilmeyenler gerçek bir oryantal, fujer, şipre vs nasıl kokar emin olamazlar. Kullandıkları parfümlerle kıyas yapmaya çalışırlar. 
Ama şunu belirteyim; günümüzde koku sınıfları modernleştirme uğruna kombine edilip çok karıştırılıyor. Fujer diye sınıflandırılan bir parfümün gerçek fujer ruhuyla alakası olmayan bir koku karakteristiği olduğunu sıkça görüyoruz mesela. Ben bu şekilde büyük farklılıklar gördüğüm zaman incelemelerimde bunu belirtiyorum. Tabi bu sıkıntıda bazı sınıfları olmazsa olmaz yapan doğal esanların parfümde kullanılmasını yasaklayan/kısıtlayan IFRA belasının payı da çok büyük. Trophee Lancome' a döndüğümüzde ise %100 şipre olduğunu görüyoruz. Yani gerçek şipre koku karakteristiği nedir bilmeyen birisi trophee'yi koklarsa net şipre karakteristiği aklına unutulmamacasına kazınır; hafif maskülen, sarı turunçgiller eşliğinde ekşimsi, asidik bir tazelik ve ferahlık, buna eşlik edip oturaklı kalmasını sağlayan meşe yosunu, amber, odunsu notalar. Ne zamanki güzel yosunsu orman kokusunu anlatan meşe yosununu taze ekşi turunçgiller eşliğinde alıyorsunuz ve parfüm genel bir oturaklılığa sahip anlayın ki o parfüm bir şipre. Trophee Lancome' da  böyle işte. Tam benlik bir koku, enfes. Ben daha kokunun notalarına hiç bakmadan, kokuyu daha hiç bilmeden sırf şişesinin tipini görüp ve yılına bakıp tam olarak nasıl bir koku olacağını ve nasıl kokacağını biliyordum. Ve aynen hayal ettiğim gibi bir kokuya sahip. Ekşimsi, çimensi, yeşil, dolgun, turunçgilli bir koku. Benim tam olarak sevdiğim kokuların nasıl olduğunu anlamak istiyorsanız bunu, polo crest’i koklayın. Golf ya da polo sporuyla ilgili çıkarılan hemen her koku benim favorim. Çünkü yeşile ve doğaya adanmışlar.

Özetle; bahsettiğim bu ilk jenerasyon, Lancome'un parfümlerinin kalitesini ortaya koyan, döneminin en başarılı şiprelerinden olan, tam anlamıyla olmuş bir koku. Taze, yeşil şipre nasıl olur sorusunun cevabı. Maskülenler arasında oldukça iyi, kendi tarzında en üst tepelere koyuyorum. 
Kalıcılık ortalama üzeri, fark edilirlik ortalama altı, tene yakın kalıyor. Tabi bunda artık iyice yıllanmış bir parfüm olduğunun etkisi olduğunu dikkate alın. 4 mevsim, günün her saati kullanılabilir. Tercihen 30 yaş ve üzeri diyorum günümüzde. Biraz daha altı da olabilir ama 25 altı gençlere biraz eski kafa gelebilir belki. Genel olarak erkeksi parfümleri seven herkese önermekle beraber, özellikle 80'ler şipre ve fujerlerine meraklı herkesin koleksiyonunda kesinlikle bulunması gereken bir parfüm olduğunu söyleyerek yazımı noktalıyorum.


not: DecantSHOP çekişi için son bir kaç gün. Hala olmadıysanız, saklı notalar facebook sayfası takipçisi olun, kendinize bir şansı verin.

Read More

Lancome - Hypnose Homme (2007)

13:52

 "kokusu karakteristik ve unutulmayacak yapıda.."




Gelelim benim çok az sevdiğim oryantal kokuların en sevdiklerimden biri olan hypnose’a. Aslında tam oryantal değil bir oryantal fujer. Oryantal fujerlerden bazen gerçekten güzel hatta efsane kokular çıkabiliyor. Misal Jazz prestigeMiracle gibi vasat bir parfümü yapan lancome’un bu kadar başarılı hypnose’u yapması hele hele bunu günümüzdeki çoğu parfümerinin masraflardan kaçmak için giderek sentetik kokular ürettikleri 2007 gibi bir yılda yapması oldukça ilginç. Gerçi zamanında trophee gibi parfümler yapmayı da başarmış bir firma hakkını yemeyelim.

Hypnose' un harmanı:

üstte bergamut, mandalina, kakule, nane
ortada lavanta
altta amber, silhat ve misk 


notalarından oluşuyor. Görüldüğü üzere mütevazi bir harmanı var. Ama gayet yetiyor. Hypnose, kullandığım harmanı en kendi içinde pekişmiş kokulardan biri. Yani notaları ayrı ayrı algılamak çok zor. Her şey çok iyi karışıp tek bir nota gibi kokuyor. Zaten homojen kokulara sıklıkla hypnose'u örnek verdiği görmüşsünüzdür. Harmanda haliyle köşelilik yok. Sentetiklik bir miktar var ama rahatsız etmeyen yapıda var. Daha ziyade lavanta ve misk notasında. Silhat oldukça doğru verilmiş. Parfüm için maskülen tabiri sık kullanılıyor, evet doğru ama benim kullandığım anlamda sert erkeksi maskülen koku değilde, yumuşak, tatlı, ya da hafif bile olsa erkeksi çekici bir koku olması şeklinde.


Hypnose, ilk sıkışta kakule ve bergamutu, hafif silhatla tatlı tatlı çarpıyor, ama sadece 1 dakika. Hemen sonra parfüm hızla tatlılaşmaya başlıyor. Ama ne tatlılık, lavantamsı, balzamsı amberik bir tatlılık. Zaten hypnose' u özel yapan da bu. Bu lavanta ve amber karışımı tatlılığı mükemmel şekilde ayarlamış Lancome. Ne keskin lavanta, ne pudramsı bayık amber. Nikahlarda dağıtılan kaliteli lavanta keselerini düşünün. Orada lavantanın keskin kokusunun azaltılıp biraz vanilyamsı tatlılık eklendiğini düşünün. İşte böyle güzel bir tatlılık. Lavantayı bu kadar vurucu kullanıp da, rahatsız etmeden böyle tatlı bir erkeksi parfüm  yaratmak kolay değil. Zaten o yüzden de pek klonu olmayan orijinal bir koku hypnose.  Kokuda  lavantanın devreye girip amberle karışmasından sonra harman oturmaya başlıyor. Misk doğal değil, ama güzel bir ilave yapıyor. Doğal olmadığı içinde kirli havyansı değil de odunsu tatlımsı kokuyor. Bu aşamadan sonra kokuda uçana kadar pek bir değişim olmuyor. Lavanta kademe kademe azalıyor. Aradaki nane de bu amber/lavanta karışımına ilginç bir nüans katıyor. Bu konuda bana roadster'ın ilginç karakteristiğinden nanik yapıyor. Sonuç olarak oturana kadar lavanta, amber, nane karışımı olup, sonra lavantası azalıp amber ve misk' i ile tatlımsı, sıcak yumuşak giden erkeksi ve çekici bir parfüm.  




Amber, misk ve silhat mükemmel harmanlanırmış. Bu kadar muhteşem bir uyumu gucci envy’da da görmüştüm. Bu da harman üzerinde ne kadar çalışıldığını gösteriyor. Bir de birinci sınıf esanslardan yapılsaymış başyapıtlar arasına girermiş. Yine de böyle senteitk notalarla bu kokuyu oluşurabilmek bile büyük iş. Bir oryantal fougere olarak hypnose kesinlikle klasik bir oryantal misal obsession gibi fazla tatlı, şekerli ya da karanfilli vs değil. Hafif sıcak, yumuşak, son derece efendi bir tatlımsılığa sahip. Eleştirilebilecek tek yanı; başından sonuna kadar aynı şekilde tekdüze kokuyor olması ve heyecanlı atak bir parfüm olmaması olabilir. Bundan dolayı da uzun süre kullanımda sıkabilir. Evet; hypnose sakin bir koku. Biraz önce söylediğim gibi efendi bir koku. Modern, ılık, tatlımsı ve çekici.